Muhabbet sofraları kurulsun; dileyen gelsin, dileyen kalsın, dileyen arasın, dileyen bulsun, ama hep kendine sorsun; NERDEN GELDİM? NEREDEYİM? NEREYE VARACAĞIM? - DOĞRUYA GELMEYENLER, kendilerini SIRAT KÖPRÜSÜNDE BULACAK. - NAMERT ELİ TUTMADIK, soframıza haram katmadık. - OLUMSUZ GÖRDÜĞÜMÜZ YERDE TUR ATMAYALIM ! - Her olayda GERÇEĞİ ARAŞTIRIN. - İnsan olmanın: ALLAH'IMIN EMİRLERİNİ BİLMEKLE, ONA UYMAKLA kendimizi bulduk. - Bilen, RESUL'ü ile hemhal olur. BİZ bizimle birdeyiz. BİZ yobazla zordayız, DOĞRUDA OLMAYANLAR ARINMALI. - ALDIĞIN EMİRLERİN ASLINA UY. - Unutmayalım, yaktığımız ateş BİZE DÖNER, RABB'ini bilmeyenleri zor günde sınar. - RABB'imin sözü BİLMEYENE GELMEZ. O, BİLENDİR, SEVENLEDİR, ÖVENLEDİR. O'NUN EMRİNE UYAN, övülendir, sevilendir. - RABB'im insandan yanadır, doğadan yanadır, haklı olanı korur, haksız olanı sürer. " sürgün " nedir bilir misiniz? RABB'İN, NURUNU ÇEKTİĞİ ANDIR. - Bilen insan " SÖYLEDİĞİNİ EYLEMLEMELİ " yoksa ne sazı ne sözü dinlenmez, bilgisi oylanmaz. - Bilenler; bilmeyenleri EĞİTSİN. Sevenler; olumsuz gelen her şeyi ÖĞÜTSÜN. Cennetin anahtarları LAYIK OLANLARA VERİLECEK. - Asla geri dönmeyiniz, RABB'İNİ BİLMEYEN- LERE BİR TEK SÖZ SUNMAYINIZ. - Bilen bilmeyene versin, bilmeyen bilenden sorsun. Yolunu bilenler TEZGAHA BİLGİLERİNİ SERSİN, dün verdiğimiz BUGÜN SERGİDE OLSUN. - RESULÜ bir insan hakkında karar vereceği vakit, HER İKİ İNSANI DİNLER ve ONLARI YÜZLEŞTİRİR, ÖYLE KARAR VERİR ve DAİMA DOĞRU OLANIN YANINDA OLURDU. - GERÇEĞE UYMAYANLARI TAŞLADIM, Sizlere selamet diledim. - KİMSE KİMSEYE EĞİLMESİN, kimse sığ suda boğulmasın. - RABB'im cümlenizi korusun, DOĞRUNUN HAKKINI YİYENLERİN ELLERİ KURUSUN. LANETLİLER KOVULSUN. - DÜZENİ BOZANLARIN, her olayı KENDİ ADINA YAZANLARIN ÇİLESİNİ GÖRMELİYİZ. - RABB'ini bilenler huzurda olsun, KİTABINA UYANLAR DOĞRUYU BULSUN. - NUH'un elinde desti, DOĞRUYU BİLMEYENLERE KÜSTÜ,UYAMAYI BİLMEYENE YERİNMELİSİN. - Her birimiz bir yönden SINANIYORUZ, sevgili ALLAH'ım BORÇLU KALMAYALIM, DOĞRUDAN ŞAŞMAYALIM. - Yakın enerji ne kadar bizimleyse, ırak enerjiden O KADAR UZAK DURMALIYIZ. - HAKKINI KORUMAK RABB'İMİN EMRİDİR. - ŞERDEN KAÇANLA BERABERİZ. - Şu halde sakın İNKARCILARA YARDIMCI OLAMA. ( KASAS suresi, ayet 86 ) - KUR'AN HER AN YENİLENİR. - Her halim UYSUN AYETİNE. - EMRİNE UYMAYANLAR, DOST SESİNİ DUYMAYANLAR; ne defterleri açarlar, ne köprüden geçerler. - Kötü nesiller, dejenere Ruhlu kullar, çok kötü durumlar yarattılar. - Bilenden korkmayalım, bilmeyene NASİHAT VERMEYELİM, ULU DA OLSA, DOLU DA OLSA KİŞİ, HATASINI BİLMEZSE ALLAH TARAFINDAN KULAĞI DA ÇEKİLİR, TOKADI DA VURULUR. PEYGAMBER EFENDİMİZDEN NASİHAT Ashâb-ı Kirâm’dan Ebû Zerr hazretleri bir gün Peygamber Efendimize: “Bana tavsiyede bulun yâ Rasûlallah” diye ricâda bulununca Peygamber Efendimiz Hz. Ebû Zerr’e şu nasîhatlerde bulundu: — Sana Allah’tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü Allah korkusu her işin başıdır. — Kur’ân’ı oku, Allah’ın zikrine sarıl. Çünkü zikrullah senin için yeryüzünde ışık, gökte de saklanan bir azıktır. — Sakın çok gülme. Zîrâ çok gülmek kalbi öldürür, yüzünün nûrunu söndürür. — Çok konuşmamaya çalış çünkü bu, şeytanın senden uzaklaşması için bir vesîle, dînini koruman hususunda bir yardımcıdır. — Fakirleri sev, onlarla hemdem ol. — Senden aşağıdakilere bak, senden üstünlerine bakma. Bu, Allah’ın sana verdiği nimetleri küçümsememen için en uygun yoldur. — Acı da olsa hakkı söyle. — Bildiğin kusurların seni, halkın ek***liklerini araştırmaktan alıkoysun. Yaptığın bir işi, başkaları yaptığında kızma. Kendi noksanlarını görmeyip, insanların ayıplarıyla meşgul olman, irtikâb etmekte olduğun bir fiili insanlar yaptığında kendilerine kızman ayıp olarak sana yeter, dedi ve eliyle göğsüne vurarak: — Ey Ebû Zerr! Tedbir gibi akıl, günahlardan sakınmak gibi verâ, güzel ahlak gibi servet yoktur, buyurdu. (Hayatü’s-Sahâbe 4-206/207)